top of page

8 Soruda Danimarka 2026 Temsilcisi Søren Torpegaard Lund'un Eurovision Yolculuğu

  • 20 hours ago
  • 4 min read


Benim de (Admin1) bu sene favorilerim arasında yer alan Danimarka 2026 Eurovision temsilcisi Søren ile oldukça keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Sahne koreografisindeki simgelerden Danimarka mitolojisine kadar uzanan bu keyifli soru-cevap etkinliğinde öğrenecek çok fazla yeni detay bulacaksınız! Keyifli okumalar.


1 -"Før vi går hjem" ne anlatıyor? Sevgili Søren, daha önceki röportajında hikaye anlatıcılığının senin için öneminden bahsetmiştin. Önceki DMGP katılımının aksine, bu kez şarkı yazarlarından da biri olduğunu görüyoruz. Bu şarkıyla iletmek istediğin temel mesaj nedir? Ayrıca, şarkının hangi dizesi veya bölümü seni en çok etkiliyor?


Evet, bu sefer böyle oldu. Şarkı yazım sürecinin bir parçası olmak, sahneleme ve şarkı konseptinin tamamının kişisel bir yerden çıkmasını sağlamak benim için hayati bir önem taşıyordu.
Şarkının temel mesajı, hepimizin en insani yanına hitap etmek. Hata yapan yanımıza, %100 kendimiz olmaya teslim olan yanımıza ve bizi incitebilecek olsa bile kendimizi olayların içine atan yanımıza... Bu ister sizin için toksik olduğunu bilseniz de aşık olduğunuz bir kişi olsun, ister sadece akışına bırakmak ve sorumsuz olmak isteyen yanınız olsun; bunların hepsi genç birinin yetişkinliğe geçiş sürecinin bir parçası.
Şarkıdaki 'Kys mig, tag mit hjerte, knus det igen' yani 'Öp beni, kalbimi al ve onu tekrar parça parça et' sözü benim için en anlamlı olanı. Hepimizin içinden geçtiği ve geçmesi gerektiği o aşkın şiirsel yıkıcılığını anlatıyor; çünkü aşk, zehirlerin en tatlısıdır."

2- Sahnedeki Semboller:  DMGP sahnesine değinelim. Kısa süre önce bir yalıçapkını dövmesi yaptırdığınızı fark ettik ve bu sembolün merch'lerde de bulunduğunu görüyoruz. Bu kuşun sahne tasarımında önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Yalıçapkınının sizin için sembolik anlamını ve performansınızın görsel hikaye anlatımını nasıl şekillendirdiğini açıklayabilir misin?


"Yalıçapkını (The Kingfisher), tüm sahnelemenin ve konseptin sembolü, teması ve ilham kaynağı haline geldi. Bu kuşun Almanca ismi olan 'Eisenvogel' aslında 'demir kuş' anlamına geliyor ve kuşun renklerini simgeliyor; demirin aşırı ısındığında ve erimeye başladığında aldığı renkleri temsil ediyor.
Biz de bunu hikayeye yansıtmak istedik: Mavi, soğuk gece hayatı ve ardından gelen o derin, alevli turuncu... Bu, tüm gecenin alevler içinde kalışını simgeliyor.




O zamandan beri bu kuş, neredeyse bir 'Açlık Oyunları'ndaki Alaycı Kuş' (Mockingjay) gibi bir şeye dönüştü; hepimiz için bir sembol oldu. Bu hissi hep birlikte kutlamanın bir simgesi olarak kullanabiliriz: Bazen her şeyin o tatlı, patlayıcı alevler içinde yanıp bitmesine izin vermeye ihtiyacımız olduğu ve sonrasında her zaman pişmanlık duyduğumuz o anın sembolü olarak.


3 - Mitoloji Üzerine: Dansçılarınız ile elf mitolojisi arasında bir bağlantı var gibi görünüyor. Bu bağı biraz detaylandırabilir misin? Bu mitolojik unsur, sahnede yaratmak istediğin atmosfere nasıl bağlanıyor?

Elf efsanesi, kurbanlarını baştan çıkarıp tuzağa düşüren gizemli ve çekici yaratıklar hakkındaki eski bir Danimarka mitolojisidir. Dansçıların sadece birer 'dansçı' olmalarını değil, bu yaratıklara dönüşerek hikaye anlatımında hayati bir rol oynamalarını istedim.









Aramızda bir ilişki olduğu ve bu neredeyse tehlikeli olan 'itme-çekme' bağının çok belirgin olmasını arzuladım; bu bağın sonunda bir topluluk hissine ve hep birlikte her şeyi akışına bırakma (özgürleşme) duygusuna evrilmesini hedefledim.


4 - Eurovision Sahnesi: Viyana'daki sahne performansına gelecek olursak DMGP şovuna benzer mi olacak yoksa Eurovision sahnesi için tamamen farklı bir konsept üzerinde mi çalışıyorsun? Bize küçük bir ipucu verebilir misin?


Konsepti kesinlikle korumak istiyoruz. Tüm ekibin hikayeyi ortaya çıkartış şekline ve bunun kelimenin tam anlamıyla bir ekip çalışması oluşuna aşık oldum. Bu noktadan sonra yapacağımız şey, mevcut konsepti olduğu gibi korurken,küçük detayları çok daha üst seviyeye taşımak olacak.

5- İngilizce versiyon : Yarışma için şarkının Danca kalacağını duyurmuştun, ki bu pek çok fanın takdir ettiği bir karar. Ancak İngilizce bir versiyonun da hazırlandığını biliyoruz. İngilizce versiyonu daha sonra, belki de uluslararası hayranlarınıza sürpriz olarak yayınlama planınız var mı?


Şu an için İngilizce versiyonu yayınlamak gibi bir planımız yok, ama kim bilir, eğer yeterli talep gelirse neden olmasın? Öte yandan, Eurovision'da yer alan tüm o farklı dillerdeki kendi cover'larınızı ve çevirilerinizi duymayı ÇOK İSTERİM. Tüm kültürlerimizin bu şekilde temsil edilmesini seviyorum. Cover'larınızı bekliyorum!

6- 'Aile' Desteği :  DRTV'deki baba-oğul belgeselinizi izledik, gerçekten çok dokunaklıydı. "Seçilmiş Aile" (Chosen Family) kavramını vurguladığınız 2023 katılımınıza dönüp baktığımızda; hem biyolojik ailenizin hem de seçilmiş ailenizin dostlarınızın desteği bu yılki yolculuğunuzu nasıl etkiliyor?


Hem biyolojik ailemin hem de seçilmiş ailemin desteği, Eurovision denen bu muhteşem sirkteki tüm süreci yönetebilmem için hayati bir önem taşıyordu. Ailem olmadan bunların hiçbirini kesinlikle başaramazdım.
Üstelik sadece onlar da değil; plak şirketim Little Yellow House ve şarkı yazarlarından oluşan müzik ailem de bu sürecin bir parçası. Bu tamamen bir ekip işi ve böylesine yoğun bir süreçte bu dayanışma kendini gerçekten gösteriyor! Ve tabii ki tüm o Eurovision hayran kitlesi... Bu, şimdiye kadar parçası olduğum en büyük aile ve kendimi burada çok iyi karşılanmış hissediyorum; bunun için hepinize teşekkür ederim.

7- Eurovision Favorileri: Senin gerçek bir Eurovision hayranı olduğunu ve hatta biri balladlar, diğeri ise hareketli (up-tempo) şarkılar için olmak üzere iki ayrı çalma listen olduğunu biliyoruz! Eğer senden bu listelerin her birinden birer şarkı seçmeni istesek, hangilerini seçerdin?

Aman Tanrım, bu çocukların arasında seçim yapmak gibi bir şey! Hareketli (up-tempo) favorimin 'Euphoria' olduğunu söyleyebilirim; biliyorum çok bariz bir seçenek ama bir sebebi var. Favori ballad’ım ise aslında yıllar öncesinden bir Danimarka şarkısı olan 'Lige der hvor hjertet slår' (1991); gerçekten çok güzel bir şarkı.
VE SON OLARAK, hem ballad hem de hareketli sayılabilen tüm zamanların favorisi ise Celine Dion’un kazanan şarkısı (Ne partez pas sans moi). ONA BAYILIYORUM!

8- Hamam Anısı:  Biz Türkiye merkezli bir platformuz ve burada çok fazla hayranınız var! Türkiye'deki hayranlarınızla paylaşmak istediğiniz özel bir anınız var mı?

Aslında hiç Türk sanatçı tanımıyorum, bu yüzden lütfen bana tavsiyeler verin, birkaç bir şey dinlemeyi çok isterim! Tavsiyelerinizi lütfen bana gönderin! Ama 14 yaşındayken annem ve erkek kardeşimle Türkiye'de yaptığımız tatilden kalma harika anılarım var; ve tabii ki Hamam deneyimimden çok güzel hatıralarım var!"





 
 
bottom of page